Kendini Seçmek Neden Bencillik Değildir? Kendini Önceliklendirmeyi Öğrenmek

Kendini seçmek, çoğu insan için düşündüğünden daha zor olabilir. Çünkü çocukluktan itibaren iyi olmak, uyum sağlamak, başkalarını düşünmek, kırmamak ve beklentileri karşılamak değerli davranışlar olarak öğrenilir.
Bu nedenle “hayır” demek, bir planı iptal etmek, kendine zaman ayırmak ya da sana iyi gelmeyen bir ilişkiden uzaklaşmak bazen yalnızca bir karar değil, beraberinde suçluluk duygusu da getirebilir.
Oysa kendini seçmek bencillik değildir.
Kendini seçmek; başkalarının ihtiyaçlarını yok saymak değil, kendi ihtiyaçlarını da başkalarının ihtiyaçları kadar önemli kabul etmektir.
Sağlıklı bir yaşam ve sağlıklı ilişkiler için ihtiyaç duyduğumuz şey, sürekli kendimizden vazgeçmek değil; kendimizle başkaları arasında dengeli bir ilişki kurabilmektir.
Kendini seçmek ne demektir?
Kendini seçmek, her durumda “ben” demek anlamına gelmez.
Aksine, kişinin kendi ihtiyaçlarını, değerlerini, sınırlarını ve duygularını fark ederek bunlara uygun seçimler yapabilmesidir.
Bazen kendini seçmek:
İstemediğin bir şeye “hayır” demektir.
Canın istemediğinde bir planı iptal etmektir.
Kendine zaman ayırmaktır.
Her mesaja hemen cevap vermemeyi seçmektir.
Başkalarının beklentileri yerine kendi değerlerini dikkate almaktır.
Sınırlarını belirlemek ve korumaktır.
Seni sürekli tüketen ilişkilerde mesafe koymaktır.
Dinlenmeye ihtiyacın olduğunu kabul etmektir.
Bir karar verirken “Başkaları ne düşünür?” kadar “Ben ne istiyorum?” sorusunu da önemsemektir.
Dolayısıyla kendini seçmek, hayatındaki herkesi dışarıda bırakmak değildir.
Kendini de hayatının içine dahil etmektir.
Kendini seçmek neden bazen suçluluk yaratır?
Kendimizi önceliklendirdiğimizde hissettiğimiz suçluluk her zaman yanlış bir şey yaptığımızın göstergesi değildir.
Özellikle başkalarının ihtiyaçlarını öncelemeye alışmış kişiler için sınır koymak başlangıçta rahatsız edici olabilir.
Çünkü kişi yıllarca şu mesajları içselleştirmiş olabilir:
“İyi bir insan herkese yardım eder.”
“Birini kırmamak için fedakârlık yapmalısın.”
“Hayır demek ayıp.”
“Önce başkalarını düşünmelisin.”
“İnsanların senden memnun olması önemli.”
Bu düşünceler zamanla kişinin kendi ihtiyaçlarını geri plana atmasına neden olabilir.
Böylece kişi başkalarını memnun etmeyi bir davranış olmaktan çıkarıp kendi değerinin ölçütü haline getirebilir.
“Hayır” dediğinde yalnızca bir isteği reddetmez.
Sanki “iyi insan olma” rolünü de kaybediyormuş gibi hissedebilir.
Burada önemli bir ayrım vardır:
Suçluluk hissetmek ile yanlış yapmak aynı şey değildir.
Bazen suçluluk, yalnızca alışık olmadığımız bir davranışı gerçekleştirdiğimiz için ortaya çıkar.
Kendini seçmek bencillik midir?
Bencillik ile öz bakım ve sağlıklı sınırlar birbirinden farklıdır.
Bencillik, kişinin sürekli olarak kendi çıkarlarını başkalarının ihtiyaçları pahasına gözetmesiyle ilişkilidir.
Kendini seçmek ise karşılıklı saygı ve denge içerir.
Örneğin:
“Senin hiçbir ihtiyacın önemli değil.”
demek bencilliktir.
Ama:
“Şu anda buna zaman ve enerjim yok, bu nedenle bunu yapamayacağım.”
demek sağlıklı bir sınır olabilir.
Aradaki fark oldukça önemlidir.
Çünkü sağlıklı sınır, karşı tarafı kontrol etmek için değil, kendi davranış alanını tanımlamak için konur.
Kendini seçemediğini gösteren işaretler
Bazen kendimizden vazgeçtiğimizi fark etmeyiz. Çünkü bunu uzun zamandır yapıyoruzdur.
Aşağıdaki davranışlar hayatında sık tekrar ediliyorsa, kendi ihtiyaçlarını başkalarının beklentilerinin gerisine koyuyor olabilirsin:
1. Hayır demekte zorlanıyorsan
İstemediğin halde kabul ediyor ve sonrasında kendine kızıyorsan, sınırlarının nerede başladığını yeniden değerlendirebilirsin.
2. İnsanların seni nasıl değerlendirdiği kararlarını belirliyorsa
“Ne düşünürler?”
“Bana kızar mı?”
“Beni yanlış anlar mı?”
soruları, “Ben gerçekten ne istiyorum?” sorusunun önüne geçiyorsa başkalarının onayına fazla alan açıyor olabilirsin.
3. Sürekli açıklama yapma ihtiyacı hissediyorsan
Bir karar verdiğinde onu uzun uzun açıklamak zorunda hissediyorsan, kendi seçimine güvenmek konusunda zorlanıyor olabilirsin.
Her sınırın uzun bir savunmaya ihtiyacı yoktur.
4. Dinlenirken bile suçluluk hissediyorsan
Kendine ayırdığın zamanı “boşa harcanan zaman” olarak görüyorsan, üretkenlik ile özdeğeri birbirine bağlamış olabilirsin.
5. Başkalarının ihtiyaçlarını kendi ihtiyaçlarından önce düşünüyorsan
Herkesin neye ihtiyacı olduğunu biliyor ama kendine “Benim neye ihtiyacım var?” diye sormuyorsan, kendinle olan bağlantını güçlendirmeye ihtiyaç duyuyor olabilirsin.
Kendini seçmek için sınır koymayı öğrenmek
Kendini seçmenin en önemli araçlarından biri sağlıklı sınırlardır.
Sınır koymak, karşı tarafı değiştirmek değildir.
“Sen böyle davranamazsın.”
demekten ziyade,
“Sen böyle davrandığında ben bu ilişkinin içinde nasıl yer alacağımı seçiyorum.”
diyebilmektir.
Örneğin:
“Bu konuda konuşmaya şu anda hazır değilim.”
“Bugün dinlenmeye ihtiyacım var, gelemeyeceğim.”
“Bu şekilde konuşulduğunda konuşmayı sürdürmek istemiyorum.”
“Şu anda buna zaman ayıramıyorum.”
Bu cümleler saldırgan olmak zorunda değildir.
Çünkü sınırın gücü sesin yüksekliğinden değil, tutarlılığından gelir.
Kendini seçmek, herkesi memnun edemeyeceğini kabul etmektir
Belki de kendini seçmenin en zor taraflarından biri budur:
Kendini seçtiğinde herkes seni onaylamayabilir.
Birinin beklentisini karşılamadığında hayal kırıklığı yaşayabilir.
Birisi sınırından hoşlanmayabilir.
Birisi “Eskiden böyle değildin.” diyebilir.
Birisi kararını bencillik olarak yorumlayabilir.
Ancak başka insanların senin sınırlarınla ilgili hisleri, sınırlarının yanlış olduğunu göstermez.
Burada kişinin kendisine şu soruyu sorabilmesi önemlidir:
“Bir başkasının beni onaylamaması, benim yanlış yaptığım anlamına mı geliyor?”
Her zaman değil.
Bazen başkalarının rahatsızlığı, senin yanlış yaptığını değil, ilişkinizdeki alışılmış düzenin değiştiğini gösterir.
Kendini seçmek ilişkileri bitirmek anlamına gelmez
Kendini seçmek çoğu zaman yanlış anlaşılan bir kavramdır.
“Kendimi seçiyorum.” demek;
“Artık kimseyi önemsemiyorum.”
anlamına gelmez.
Aksine sağlıklı ilişkilerde kişinin hem kendisine hem karşısındaki insana alan açabilmesi gerekir.
Sağlıklı ilişki:
Ben + Sen = Biz
olabilir.
Ama:
Ben – Ben = Sen
olduğunda ilişki dengesi bozulur.
Kişi sürekli kendinden vazgeçerek ilişkiyi sürdürüyorsa, dışarıdan uyumlu görünen bu ilişki zaman içerisinde kırgınlık, tükenmişlik ve içsel uzaklaşma yaratabilir.
Bu nedenle sağlıklı bağ kurmanın önemli parçalarından biri, kendini ilişkide kaybetmeden ilişki kurabilmektir.
Kendini seçmeyi nasıl öğrenebilirsin?
Kendini seçmek bir gecede kazanılan bir davranış değildir.
Küçük seçimlerle başlar.
Önce ihtiyacını fark et.
“Şu anda gerçekten neye ihtiyacım var?”
Sonra duygunu fark et.
“Bunu istediğim için mi yapıyorum, yoksa suçluluk duyduğum için mi?”
Ardından değerini hatırla.
“Benim için burada önemli olan ne?”
Sınırını belirle.
“Bunun benim için kabul edilebilir olan kısmı nerede başlıyor, nerede bitiyor?”
Son olarak seçimini yap.
Ve seçimin başkalarını memnun etmese bile, bununla ortaya çıkan duyguyu taşıyabilmeyi öğren.
Çünkü kendini seçmek yalnızca seçim yapabilmek değil, seçiminin sorumluluğunu da üstlenebilmektir.
Kendine sorabileceğin 5 güçlü soru
Bugün kendinle daha dürüst bir ilişki kurmak istiyorsan şu sorularla başlayabilirsin:
Şu anda hayatımda istemediğim halde sürdürdüğüm ne var?
En çok kimin onayını kaybetmekten korkuyorum?
“Hayır” dersem ne olacağından korkuyorum?
Başkalarını memnun etmek için kendimden nerede vazgeçiyorum?
Kendimi gerçekten seçseydim, bugün neyi farklı yapardım?
Son soru özellikle değerlidir.
Çünkü bazen ihtiyaç duyduğumuz dönüşüm, hayatımızı tamamen değiştirmek değil; kendimizle ilgili küçük ama dürüst bir seçim yapmaktır.
Kendini seçtiğinde hayatında ne değişebilir?
Kendini seçmeyi öğrendikçe her şeyin kolaylaşması beklenmez.
Hatta başlangıçta daha fazla farkındalık nedeniyle bazı şeyler zorlaşabilir.
Artık sana iyi gelmeyen davranışları daha net görebilirsin.
Daha önce otomatik olarak söylediğin “evet”lerin aslında “hayır” olduğunu fark edebilirsin.
Bazı ilişkilerde sınır ihtiyacını daha fazla hissedebilirsin.
Ancak zamanla kişinin kendi ihtiyaçlarını tanıması, kararlarını değerleriyle daha uyumlu hale getirmesine yardımcı olabilir.
Ve belki de en önemlisi:
Kendi hayatında kendine daha fazla yer açmaya başlarsın.
Sonuç: Kendine sadık kalmak en güçlü seçimlerden biridir
Kendini seçmek, başkalarını hayatından çıkarmak değildir.
Kendini seçmek, kendini hayatından çıkarmamaktır.
Herkesi memnun etmeye çalışırken kendini susturmamak…
İstemediğin şeylere sırf kırılmasınlar diye “evet” dememek…
Dinlenmeye ihtiyaç duyduğunda kendine izin vermek…
Sınırlarını korumak…
Ve bazen sana iyi gelmeyen bir şeyden uzaklaşabilmek…
Bunların hiçbiri seni kötü, sevgisiz ya da bencil yapmaz.
Çünkü kendine değer vermek, başkalarına daha az değer vermek değildir.
Kendine de değer vermeyi öğrenmektir.
Belki bugün kendine şu cümleyi söyleyebilirsin:
“Kendimi seçtiğim için özür dilemek zorunda değilim.”
Kendine dön.
İhtiyacını duy.
Sınırını fark et.
Ve kendine sadık kal.
Çünkü kendini seçmek, kendinle kurduğun ilişkinin en güçlü ifadelerinden biridir.



Yorumlar