Çalışmak İstemiyor Değilsiniz: Tükenmiş Olabilirsiniz

Modern İş Hayatının Görünmeyen Krizi
Son yıllarda iş dünyasında sıkça duyduğumuz bir söylem var:
“Kimse artık çalışmak istemiyor.”
Peki gerçekten öyle mi?
Araştırmalar farklı bir tablo gösteriyor.
Gallup’un küresel iş gücü araştırmalarına göre çalışanların yaklaşık %41’i her gün stres yaşadığını ifade ediyor. Bu oran, şimdiye kadar ölçülen en yüksek seviyelerden biri olarak değerlendiriliyor. (LinkedIn)
Daha çarpıcı olan ise şu:
Dünya genelinde çalışanların yalnızca yaklaşık %20-21’i yaptığı işe gerçekten bağlı hissediyor. Başka bir ifadeyle çalışanların yaklaşık 5’te 4’ü işine duygusal olarak bağlı değil. (Gallup.com)
Bu tablo bize önemli bir şey söylüyor:
Sorun insanların çalışmak istememesi değil.
Sorun, insanların uzun süre sürdürülemeyecek koşullarda çalışmak zorunda kalması.
Tükenmişlik Nedir?
Dünya Sağlık Örgütü (WHO), tükenmişliği bir hastalık olarak değil, iş yaşamıyla ilişkili bir “mesleki olgu” olarak tanımlamaktadır. Tükenmişlik;
Enerji kaybı ve bitkinlik,
İşe karşı zihinsel uzaklaşma,
Verimlilikte azalma
ile karakterizedir. (Dünya Sağlık Örgütü)
Yani tükenmişlik yalnızca yorgun olmak değildir.
Kişinin fiziksel, zihinsel ve duygusal kaynaklarının uzun süreli baskı altında tükenmesidir.
İş Yerinde Tükenmişliği Besleyen 9 Yaygın Durum
1. Masanda Yemek Yemek Zorunda Kalmak
Birçok çalışan için mola artık gerçek bir mola değil.
Yemek yerken e-postalara cevap vermek, toplantı notlarını incelemek veya telefon görüşmeleri yapmak normalleşmiş durumda.
Oysa beynin dikkatini yenileyebilmesi için zihinsel olarak işten uzaklaşmaya ihtiyacı vardır.
Dinlenme üretkenliğin düşmanı değil, sürdürülebilir performansın temelidir.
2. Tatilde Çalışmanın Normalleşmesi
Teknoloji iş ve özel yaşam arasındaki sınırları büyük ölçüde ortadan kaldırdı.
Telefonlarımız cebimizde küçük ofislere dönüştü.
Tatilde bile mailleri kontrol etmek ya da iş mesajlarına cevap vermek, beynin gerçek anlamda toparlanmasını engelliyor.
3. Sürekli Ulaşılabilir Olmak
Mesajlar.
Bildirimler.
Aramalar.
E-postalar.
Sürekli ulaşılabilir olmak çalışanların zihinsel yükünü artırıyor ve “işten çıkamama” hissini güçlendiriyor.
Gallup verilerine göre yüksek stres düzeyleri ile düşük çalışan bağlılığı arasında güçlü bir ilişki bulunuyor. (Gallup.com)
4. Stresin Başarı Göstergesi Sayılması
“Çok yoğunum.”
“Başımı kaşıyacak vaktim yok.”
“Sabahlara kadar çalışıyorum.”
Kurumsal kültürde bu ifadeler sıklıkla başarı göstergesi gibi sunuluyor.
Oysa bilimsel çalışmalar kronik stresin;
Dikkati azalttığını,
Karar verme kalitesini düşürdüğünü,
Yaratıcılığı sınırladığını,
Hata oranlarını artırdığını göstermektedir.
Sürekli stres altında olmak başarı değil, alarm sinyalidir.
5. Unvan ve Ücret Artmadan Daha Fazla Sorumluluk Almak
İnsanlar yalnızca maaş için çalışmaz.
Adalet duygusu da motivasyonun önemli bir parçasıdır.
Daha fazla sorumluluk üstlenip karşılığını alamamak zamanla bağlılığı ve güveni zedeler.
6. Hasta Olunsa Bile Çalışmak
Birçok çalışan hastayken bile çalışmaya devam ediyor.
Bu durum literatürde “presenteeism” olarak adlandırılıyor.
Yani kişi fiziksel olarak işte bulunuyor ancak performansı önemli ölçüde düşüyor.
Araştırmalar tükenmişliğin işletmelere en büyük maliyetinin devamsızlıktan değil, tam da bu görünmeyen verim kaybından kaynaklandığını gösteriyor. (WorkTime)
7. Karşılıksız Fazla Mesai
Gallup araştırmalarına göre çalışanların %76’sı iş yaşamında en az zaman zaman tükenmişlik yaşadığını bildiriyor. %28’i ise kendisini çok sık veya sürekli tükenmiş hissediyor. (Gallup.com)
Bu tablo yalnızca iş yüküyle açıklanamaz.
Sorun, emek ile karşılık arasındaki dengenin bozulmasıdır.
8. “Daha Kötüsü Var, Şükret” Yaklaşımı
Minnettarlık değerlidir.
Ancak çalışanların ihtiyaçlarını, duygularını ve sınırlarını görmezden gelmek sağlıklı bir yaklaşım değildir.
İnsanlar yalnızca iş sahibi olmak istemiyor.
Aynı zamanda görülmek, duyulmak ve saygı görmek istiyor.
9. Bir Kişinin Üç Kişilik İş Yapması
Eksik kadrolar, artan iş yükleri ve küçülen ekipler birçok kurumun ortak sorunu haline geldi.
Gallup’un araştırmalarına göre çalışan bağlılığındaki düşüş dünya ekonomisinde yaklaşık 10 trilyon dolarlık üretkenlik kaybına yol açıyor. (Gallup.com)
Bu yalnızca çalışanların sorunu değil.
Kurumların da sorunu.
Bu Tembellik Değil, Öz Saygıdır
Dinlenmek istemek tembellik değildir.
Sınır koymak tembellik değildir.
Adil ücret istemek tembellik değildir.
Saygı görmek istemek tembellik değildir.
Aslında insanlar daha az çalışmak istemiyor.
İnsanlar daha insani koşullarda çalışmak istiyor.
Koza Dönüşüm Perspektifi
Koza Dönüşüm yaklaşımında değişim şu soruyla başlar:
“Beni gerçekten ne tüketiyor?”
İş yükü mü?
Yoksa sürekli ihmal edilen ihtiyaçlarım mı?
Çünkü birçok tükenmişlik hikâyesinin temelinde fazla çalışmak değil, uzun süre kendinden uzaklaşmak vardır.
Koza Dönüşüm’ün 5 Adımı
🦋 Dur
🦋 Fark Et
🦋 Çözül
🦋 Yeniden Seç
🦋 Harekete Geç
Kendine dön.
Değerini hatırla.
Dönüşüm seninle başlar.
Ücretsiz Keşif Görüşmesi
Eğer bu yazıda kendinden bir parça bulduysan ve yaşadığın yorgunluğun altında yatan nedenleri keşfetmek istiyorsan, birlikte değerlendirebiliriz.
📩 DM’den veya iletişim formu üzerinden “DÖNÜŞÜM” yazarak 20 dakikalık ücretsiz keşif görüşmesi talep edebilirsin.
Çünkü dönüşüm, doğru soruları sormakla başlar.



Yorumlar